Ana Sayfa Blog

Gezi Olaylarına ve Muhalefete Dair (Alıntıdır)

0

İÇ SAVAŞ PEŞİNDELER

Seksen senedir aynı şeyleri söylüyorlar.

Seksen senedir kendi uydurdukları ve dünyada sadece kendilerinin inandıkları bir ideolojiyi savunuyorlar.

Arkaik laiklik ve ırkçı milliyetçiliğin karışımı bu ideolojiyi “sol” sanıyorlar.

Uluslararası birçok sol platformdan kovulmaları akıllarını başlarına getirmiyor.

Hilkat garibesi ideolojilerinin bugüne kadar hiçbir seçim kazanmaması da onları hiç etkilemiyor.

İKTİDARA GELSELER NE YAPACAKLAR

Yeni hiçbir projeleri yok.

İktidara gelseler ne yapacakları konusunda en ufak bir fikirleri yok.

Seksen senedir aynı şeyleri söyleyip kafalarını aynı yere vurmalarına rağmen 81. sene yine aynı şeyi söyleyip farklı sonuç bekleyecek kadar orantısız zekaya sahipler.

Hiçbir seçim kazanamadıkları için artık demokrasiye ve sandığa da inanmıyorlar.

Son zamanlarda yarattıkları kaosun öyle büyüsüne kapıldılar ki yaptıklarının
sonuçlarından haberdar değiller.

EKONOMİDEN HABERSİZLER

“Borsa battı, memleket kurtuldu” diyecek kadar ekonomiden habersizler.

“Esnaf da bizi destekliyor” diyecek kadar sosyolojiden ve insan psikolojisinden
bihaberler.

İki hafta siftah yapamayan, camı çerçevesi indirilmiş, iflasın eşiğine gelmiş esnafın kendilerini desteklediğini sanacak kadar gerçeklikten uzaklar.

Ve bütün bu dangalaklıklarının toplamında ülkeyi asla kazanamayacakları bir iç savaşa sürüklediklerinin farkında değiller.

HALA MAKARNA KÖMÜR EDEBİYATI

İnsanların hakikaten makarna için, kömür için bu iktidarı desteklediklerini sanıyorlar ve tabi kömür-makarna için iktidarı desteklediklerini
sandıkları için de kolayca ondan vazgeçeceklerini sanıyorlar.

Bu nedenle başlarına nasıl bir bela almaya çalıştıklarının farkında değiller.

Mısır’da son zamanlarda olanlar sayesinde iman tazelediler.

Yeterince tepinirlerse darbe olacak sanıyorlar.

HER SEÇİMDE YEDİKLERİ TOKADI UNUTUYORLAR DİYE..

İnsanların 80 yılda zor buldukları bu huzur ve istikrar ortamından kolayca
vazgeçeceklerini sanıyorlar.

Demokrasi içinde bunlarla mücadele etmek de zor.

Ne yapılsın yani, bunlar her seçimde halktan yedikleri tokatı bir yıl geçmeden unutuyorlar diye her yıl seçim mi düzenlensin?

Her yıl bir tokat daha mı atılsın?

Ülkenin işi zor vesselam…

Uyan Ey Gözlerim! (Gençlere İthafen…)

0

UYAN EY GÖZLERİM!…
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!…
Uyan uykusu çok gözlerim uyan…
Azrail’in kastı canadır, inan.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!…
Uyan uykusu çok gözlerim uyan…

Seherde uyanırlar cümle kuşlar…
Dill-u dillerince tesbihe başlar…
Tevhid eyler dağlar taşlar ağaçlar…
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!…
Uyan uykusu çok gözlerim uyan…

Semâvâtın kapuların açarlar.
Mü’minlere rahmet suyun saçarlar…
Seherde kalkana hülle biçerler.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!…
Uyan uykusu çok gözlerim uyan…

Bu dünya fanidir sakın aldanma.
Mağrur olup taç-u tahta dayanma.
Yedi iklim benim deyu güvenme.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!…
Uyan uykusu çok gözlerim uyan…

Benim, Murad kulun, suçumu affet.
Suçum bağışlayub günahım ref’ et.
Rasûl’ün sancağı dibinde haşret.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!…
Uyan uykusu çok gözlerim uyan…

Muradi

 

Muradi mahlasıyla yukarıdaki şiiri yazan kişi Osmanlı Sultanı Sultan III. Murad Handır. Ömründe bir kez sabah namazına uyanamamıştır. Ve bunun ardından yukarıdaki şiiri yazarak Rabb-ü Rahime olan ezikliğini kağıda, kalemle anlatmaya çalışmıştır.

Peki III.Murad Han kimdir?

III.Murad Han Sultan II.Selim’in oğlu yani günümüzde çok konuşulan ve yaşantısı (yanlış aktarılmakla birlikte) eleştirilen Kanuni Sultan Süleyman Han’ın torunudur. Kanuni Sultan Süleyman Han’ın etekleri dibinde yetişmiştir. 21 yıl süren saltanatında; ömrü dedesi gibi at sırtında, kılıç kuşanarak geçmiş ve günümüzde erken sayılabilecek bir yaşta, 49 yaşında Hakka yürümüştür.

Bir sabah namazına uyanamamanın verdiği elem ve Allah korkusu hangi yetişme disiplininde bu denli derin olabilir? Günümüzde anlatılan Kanuni Sultan Süleymanın hayatı (!) gibi bir hayat, inanın bu saygıyı ve Allah korkusunu vermiş olamaz.

Bir sabah namazının kaçırılmasıyla böyle elemlenen bir padişah ancak sabah namazını hiç kazaya bırakmamış bir soyun torunu olmak demektir. Hiç sabah namazı kaçırmamış bir baba ve dede demektir.

Sadece yazılan bir şiirle bile Ecdadın düzgün anlatılamadığı ve hatta yanlış aktarıldığı aleni olarak ortadadır. Bu aktarım; gelecek nesillere Devlet-i Aliyi ve onun padişahlarını karalamaktan öte bir faaliyet değildir.

Günümüz gençliği bu oyunu görecektir. Damarlarındaki asil kanın sahibinin farkına varacaktır. Ecdadını daha çok okuyarak, daha çok irdeleyerek bu sinsi faaliyeti anlayacaktır. Bir şiirinde bile bu denli sırlar saklı olan ecdadına elbette ki sahip çıkacaktır.

Allah Ecdadımızdan Razı olsun… Mekanlarını Cennet eylesin…

 

Murat Sandalcı

18.12.2012

 

 

 

 

BEN Olabilmek!

0

Hayatın yükünü paylaşmak değil aslında bir kişiyle hayatınızı birleştirmenin sebebi. Ya da bu kadar bencilce olmamalı aslında. Hayatınıza kattığınız kişi sizi yükten kurtarsın diye yanınızda olmamalı. Elbette bu konuda size destek olmalı, ama esas gerekçe bu olmamalı hiçbir zaman.

Yaşam mutlulukları ve sorunlarıyla birlikte, tek başına yaşanmayacak kadar geniş bir bant aralığında. Bazen sorunların yükü tek bir kişinin kaldıramayacağı kadar ağır gelebilirken bazen de kaldıramayacağınız mutlulukları yaşatabiliyor sizlere. Bu yüzdendir ki tek olmamayı öğütler büyüklerimiz…

Hayatınıza birini katmak; aslında yıllardır yaşadığınız tekil ben’e bir kişi daha ilave edip BEN olarak yaşamaya devam etmektir. İki kişilik bir BEN olmaktan bahsediyorum. Acılarınızın tek vücut hissedilmesi, dertlerinize tek akıldan çözüm bulunması, mutluluklarınızın ise tek kalpten hissedilmesi gibi. Tüm bunları tek başınıza yaşıyorken artık iki kişi olarak TEK yaşamaya başlıyorsunuz.

Yaşamı iki kişilik bir BEN’likle yaşamanız dileğiyle…

 

 

Şehit Cenazesi…

0

Zor yerlerdir. Gitmek ister insan ama zorlanır. Gittiğinizde karşılaşacağın manzara üzer seni. Düşünürsün hep o bayrak altındaki şehit belki 1 gün önce hangi çatışmanın içindeydi diye. Hangi korkuları yaşıyordu? Kimler vardı o anda aklında? Neyi düşünüyordu? Birden mi kaybetti canını, yoksa direndi mi? Silah sesleri korkuttu mu onu? Arkadaşlarının şehadetine şahit oldu mu? Bu neler hissettirdi ona? Daha bir gün önce nefes alıyordu önünden geçen tabutun içindeki şehit. Gürültünün karmaşanın içinden birden sessizliğe boğuldu. Hep görürüz şanlı bayrağımızın altında bir tabut ve etrafında onu taşıyan askerler. Bu aynıdır hep. Esas altındaki senaryo farklıdır. Kimsede sorgulamaz orasını. Ama şu anda önünden geçen tabutun içindeki şehit daha 1 gün önce nefes alıyodur. Sen belki de uyuyosundur o çatışırken. O tarifini bile yapamadığımız korkuları yaşarken o sen belki arkadaşlarınla gülüp eğleniyosundur. Düşündükçe boğulursun. Boğulursun ama bir şey yapamassın bile. Kahrolursun.